Başarının Formülü


Çevremizde gençler. Halleri benzer. Hayatta başarılı olmak istiyorlar. Ama nasıl? Kafalar karışık. Oysa basittir.

Başarının formülü şudur: Kendini kullandırmak.

Seni kullanacağını düşünen kişiler, kurumlar, sistemler sana destek olur; başarılı olursun.

Böyle deyince hemen karanlık bir tablo canlanmasın gözünüzde.

Ahiret başarısı bile aynıdır. Misal, Allah isterse fakir bırakmaz. Ama senin elinle sadaka, zekat vermek, seni kullanmak istiyor. Senin bedeninde tesbih, tecelli olsun istiyor. Kendini kullandırırsan başarılı olursun.

Öyleyse kendini kullandırma meselesine objektif bakmak lazım. Ve bu işin algoritmasını çalışmak lazım.

Başarı, kullanma imkanlarını artırmaktır. Para, statü vs. bunu sağlar.

“Türkiye’de en başarılı isim kimdir?” diyelim. O kişi en çok kaynağı ve insanı kullanabilen kişidir, değil mi? Aynı zamanda da en fazla kullanılan kişidir. Kullanılmasa başarılı olamazdı, kullanan kişi olamazdı.

Bir avukatı, kimi iyi kimi kötü pek çok müvekkil kullanır. Avukat da müvekkillerin derdini kullanarak başarılı olur. Bir hakimi de yarısı düzgün yarısı bozuk bir sistem kullanır. Hakim de sistemi kullanarak güvenceler elde eder.

Toplamda kullanma – kullanılma dengesi vardır ve başarı bir illüzyondan ibarettir. Eğer kullanıldığından daha çok kullanmayı beceriyorsan o zaman da zaten dürüst değilsindir, hile yapıyorsundur ki manevi (psikolojik, ruhsal) kayba yol açar.

Hayattaki ana meselelerden biri, özgürlük – başarı ikilemidir. Başarılı olduğunuz oranda özgürlüğünüz azalır. Diyebilirsiniz ki “Çok başarılı oldum, çok para kazandım, dünyanın her yerini geziyorum, her istediğimi satın alıyorum, özgürlüğüm arttı”. Bu materyal özgürlük artışıdır. Özgürlük sadece fiziksel değildir. Düşünmekte, hissetmekte ne kadar sınırsız, özgün olduğumuz da özgürlüğe dahildir.

Tabiatla kaynaşmış bir çoban mı daha özgürdür, her dakikası dolu bir patron mu? Madden kimin daha başarılı olduğu açık.

Bu sözler başarı kötülemesi değildir. İnsan kendi sınırlarını zorlarken, kendi özgürlüğünü büyütürken başarılı olmalıdır. Olur da. Başarı bir hedef değil, bir çıktı ve yan ürün olarak geldiğinde güzeldir. Hedeflenerek yakalanan başarılarda kullanılma esastır.

Kundura ayakkabıyı halı saha maçında kullanırsanız ertesi gün takım altına yakışmaz. İnsan da kendisini doğru yerde kullandırmalıdır.

Lisede kramponlarımı bir arkadaş ödünç almıştı, getirdiğinde yırtıktı. İnsan kendini doğru insanlara kullandırmalıdır.

Burada çok yüce düşünmeye gerek yok. Çocuk babayı at yapar, sırtına biner, kullanır. Ne güzeldir. Çünkü çocuk babadan üstündür (masumluğuyla, temizliğiyle). Çocuk büyüdükçe işler değişir. Kirli duygularla kullanmasına asla izin verilmez. Tabii çocuğu en çok kirleten, yine onu kullananlardır.

Bazı insanlar işin kolayını arar. “Kendimi şu kişiye, şu gruba kullandırayım; önüm açık”. Öyle değil. O kişinin, grubun her niyeti temiz mi? Her işi düzgün mü? Ya kullanmanın ve kullanılmanın sonunda kirlendiğinle, kırıldığınla, eskidiğinle kalırsan?

Kör sadakat beklerler. “Seni hep kullanacağımdan emin olmalıyım” demektir bu. Bu sözü hiç kimseye vermeyiniz. Hiç kimseden istemeyiniz. İsteyenleri de reddediniz. Hakk’a sadık insan zaten böyle bir şey beklemez. “Hatamı düzeltmeme yardım et” der.

İnsanlar sistemlere bağlı. Kurumlara, kişilere, rollere bağlı. Bağlardan gelen menfaatlere bağlı. Ve bunlarla başarılılar. İşin matematiği bu.

Sorulması gereken soru şu: Bu bağlılığım bana a, b, c katarken benden x, y, z ne götürüyor? Bir şeyleri başarırken neleri başaramıyorum? Maddi-manevi, bütüncül bakıldığında.

Zaaflı bir adamın karşısında eğiliyorsun, tutuyor seni bir yere taşıyor. Peki giden ne? Kendine saygın. Toplam başarın azalmıştır. Böyleleri ezik olurlar, daha saygın görünmek isterler, aşırı saygı beklerler. İçerideki kaybı dışarıdan telafi etmek adına.

Velhasıl hayatta kullanılmak hem kaçınılmaz hem de doğal. İnsana düşen, iyi bir hesap yapmak. Kendimi, imkanlarımı hangi amaç için kullandırayım? Kime, nasıl kullandırayım?

Yerine göre herkese kullandırmalı, yerine göre hiç kimseye…

Burada niyet önemlidir.

Ava giden avlanır. Ava gitmeyiniz.

İlla gidecekseniz de adını koyun, açık ve dürüst. Kendisini kurnaz, insan kullanıyor zannedenler aynı oranda kullanılırlar. Ve bu kullanımların sonu, insanın iç kimliğini kaybetmesidir. Bir gün gelir, başarısı vardır, kendisi yoktur.

Kendimizi doğru makamlara, doğru kullandıralım; doğru başarılı olalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir